Okul hazırlıkları sırasında çocuğunuzun bağışıklığını da hazırlamayı unutmayın!

Okul hazırlıkları sırasında çocuğunuzun bağışıklığını da hazırlamayı unutmayın!

Yaz tatili bitmeye, okul hazırlıkları yapılmaya başladı. Çocuklar arkadaşlarıyla bir araya gelecek, yeni bilgilerle tanışacaklar. Kapalı ve kalabalık ortamlarda fazla vakit geçirmek beraberinde bazı olumsuzlukları da getirecek. Peki anneler okul hazırlıklarının başladığı şu dönemde çocuklarının sağlığı için hangi hazırlıkları yapmalı?

Kış döneminde soğumaya başlayan havalar, kapalı ve kalabalık ortamlar hastalıkları beraberinde getiriyor. Hastalıkların yavaş yavaş boy göstereceği bir dönem içerisine giriyoruz. Sürekli akan küçücük bir burun, uykudan uyandıran küçük öksürükler, iştahsızlık, halsizlik ebeveynlerin uykularını kaçıracak. Bu dönemde önceden alınacak basit önlemler dönemi hastalıksız ve rahat geçirmek için büyük önem taşıyor.

Özellikle okul çağındaki çocukların enfeksiyonlara yakalanmasında aşağıdaki etmenlerin çok büyük;

  • Kalabalık sınıf ortamında bir arada vakit geçirmek
  • Yetersiz havalandırma
  • Soğuk havalarla beraber artan viral enfeksiyonlar
  • Fiziksel hijyene gereken önemin verilmemesi (yetersiz el yıkamak gibi)
  • Dengesiz ve yetersiz beslenme
  • Düzensiz ve kalitesiz uyku

Bu dönemde çocukları hastalıklardan korumak için;

  • Çocuklarımızda el yıkamanın alışkanlık haline gelmesi,
  • Çocuğa, kişisel hijyenin önemi ve bunu nasıl sağlayabileceği konusunda bilgi verilmesi,
  • Okulda kullanabileceği sıvı sabun, kağıt havlu gibi malzemelerin onun için ulaşılabilir kılınması,
  • Sağlıklı beslenme ve sağlıklı uyku alışkanlığının olması önemlidir.

Salgınlar başlamadan aşılama programlarını takip etmekte ayrıca önem taşımaktadır. En azından bilinen ve bulaşıcılığı yüksek enfeksiyonlara (hepatit, suçiçeği, kızamık gibi) karşı tedbir alınmış olur. Aşılar, içerdikleri mikroorganizmalarla bağışıklık sistemini uyararak hücresel ve/veya sıvısal bağışıklık yanıtı oluşturur. Böylece hastalık oluşmadan o hastalığa karşı direnç meydana gelir. Ancak şu unutulmamalıdır ki hiçbir aşı temsil ettiği mikroorganizmanın kendisi kadar etkili bir cevap oluşturamaz. Bu nedenle kalıcı ya da uzun süreli bir bağışıklık direnci için aşıların belli aralıklarla tekrarı gerekir.

Bir diğer önemli nokta hijyen kurallarına dikkat etmektir. Bağışıklık sistemi ile hijyen arasında önemli bir bağ vardır. Bunu hijyen hipotezi ile açıklayabiliriz. Bu hipoteze göre ortam sterilliği arttıkça bağışıklık sistemi kendine doğru çalışır ve kendi kendine zarar vermeye başlar. Örneğin, çamaşır suyu gibi maddelerle evin sık sık temizlenmesi çocuğun bağışıklık sisteminin gelişmesini engeller. Çocuk ne kadar çok yaşadığı ortamla ilişkide ise, yaşıtları ile ya da toprakla oynuyorsa o kadar bağışıklık sistemi gelişir. Ailenin tek çocuğu olup steril çevrede yaşayan çocuklarda bağışıklık sistemi gelişemez, bu tür çocuklar, kreş veya okulun ilk yılında sık sık hastalanır ve okula gidemezler.

Bağışıklığı güçlendirmenin ve enfeksiyonlara karşı dirençli olmanın belki de en önemli kuralı beslenme düzenine dikkat ederek bağışıklığı içten güçlendirmektir. Bağışıklık sistemi vücudumuzu dış maddelerden, mikrop istilasından ve muhtemel tümör oluşumundan koruyan bir sistemdir. Bebekler, anne karnından çıktığı zaman anneden ve sütten aldığı faktörlerle bu savunma mekanizmasına sahip olarak doğarlar. Fakat zaman içinde düzensiz beslenme, çevremizdeki toksinler, uykusuzluk bu savunma sisteminin zayıflamasına neden olur. Vücudumuzu bakteriler, virüsler, mantarlar gibi mikroorganizmalara karşı koruyan bağışıklık sistemi güçsüzleştiğinde enfeksiyonlara karşı korumasız kalır. Yanlış beslenme, şeker, sigara (pasif içicilik de dahil), çevre ve hava kirliliği bu sistemin zayıflamasına neden olur.

Bir diğer altın kural sağlıklı, yeterli ve düzenli uyku. Çocukların sağlıklı gelişimleri için kesintisiz gece uykusu en az beslenme kadar önemlidir. Çünkü çocuklar gerçekten de uyuyarak büyürler. Uyku sırasında, özellikle karanlıkta melatonin hormonu salgılanır. Bu hormonun salgılanması bağışıklık sisteminin güçlenmesinde önemli bir role sahiptir ve aynı zamanda hipofiz bezinin daha fazla büyüme hormonu salgılamasını sağlar. Uyku sırasında çocuğun çalışmayan kasları da çalışarak enerji depoları yenilenir. Çocuklar uyurken beyinleri çalışır ve gelişir. Uyanıkken oyunda öğrendiği bilgileri uyku sırasında organize ederek beynine kaydeder. Böylece beyinde nöronlar arası bağlar oluşur ve güçlenir.

Çocuğunuz hastalandığında, imkanınız varsa okula gitmemesini sağlamak hem çocuğun hastalık sürecini hızlı geçirmesi hem de okuldaki diğer çocukların sağlıklarını korumak adına faydalı olacaktır. Ancak çocuğun eğitim sürecinde aksamaya neden olmamak adına bu açıdan bir risk taşıyıp taşımadığına en iyi çocuk doktorunuz karar verecektir.

Viral enfeksiyonlarda daha çok ‘semptomatik tedavi’ adı verilen, ateşi düşürme, tıkalı burnu açma gibi yöntemlere başvurulmaktadır. Bu noktada semptomatik günü kurtaracak tedavi yaklaşımlarından çok tedavi edici özelliği bulunan ve bağışıklığı destekleyen ürünlerin kullanımı çabuk toparlanma ve hastalık seyrinin hafif geçmesini sağlayacaktır. Ancak bunun ayrımını yapacak olan da çocuk doktorudur.

(Yazı: iHealth Medikal Danışmanı Sevilay Karatekin)